20 Ocak 2010 Çarşamba
2
deneme 1,2
Merhaba sevgili Beşiktaşlılar...yoğun transfer görüşmeleri sonucu yazar kadrosuna transferim gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bana Beşiktaşımız hakkında ileri geri konuşma fırsatı veren ve bu siteyi tasarlayan arkadaşımız Serhat a teşekkürlerimi iletiyorum. Bilindiği gibi pek de parlak olmayan hatta vasatı geçemeyen bir ilk yarıdan sonra takımdaki eksiklikleri gidermek yerine bütün enerjisini seçimlere harcayan bir yönetimin tamam mı devam mı diyeceğini bir kaç hafta sonra öğreneceğiz. Seçimleri sonra konuşuruz, gelmek istediğim konu Bucakta maçları ortak bir mekanda izlemek isterim.Kim nerede izliyor maçları? Zaten en azından Bucakta Beşiktaş taraftarı 3.plana atılıyor bari kendimiz 1. plana yükseltelim...yazma konusunda yeteneksiz bir kişi olarak ilk yazımı burada bitiriyorum..teşekkürler
Etiketler:
ConQ,
ortak mekan
19 Ocak 2010 Salı
3
Beşiktaşlı ne ister?
İtiraz ediyorum sayın yargıç! Hayır kupadan elenmek gerçekten problem değil, aslanlar gibi oynarsın, 3-5 tane gol pozisyonun olur, oynadık ama kazanamadık dersin. Bizim elimizde ne var? Zevksiz, heyecansız ve sıkıcı bir futbol, kazanma arzusunu yitirmiş futbolcular, motivasyonsuz teknik direktör, seçim gezilerinde olan ve yalandan hala ölmeyen bir başkan... Sanki grupta lideriz, sonuç ne olursa olsun havasındayız. Oyuncu değişiklikleri yapılıyor, Serdar Özkan, Nobre ve Nihat giriyor, hiç birisi de insanda heyecan yaratmıyor, zaten sonuç da değişmiyor. Doktor bizim takıma ne yersen ye, nasıl oynarsan oyna demiş, durum o kadar umutsuz yani.
Tamam Beşiktaşlı kalenderdir, çile çekmeye alışkındır ama özellikle son zamanlarda çektiğimiz eziyet de hangi insan evladına revadır? Burada salt sportif başarıdan söz edilmiyor tabii ki, Beşiktaş kulübünün negatif ve sevimsiz imajıdır söz konusu olan. Bu başkan sayesinde hepimiz derviş olduk. Tebrizli Şems bugün yaşasaydı kesin Beşiktaşlı olurdu! Ama çekilen acının da bir sınırı var, Beşiktaşlı’nın da bir istiap haddi var, yüzümüzün güleceği günler yakın (mı acaba?)
Bir Beşiktaşlı takımından ne bekler? Valla ben önce pozitif ve göze hoş gelen, seyretmekten keyif alınan bir futbol bekliyorum (Bu sezon bir Trabzon, bir de Fener maçında keyif aldım, başka var mıydı?) 3 gol yediğimiz zaman bile 4 atabilecek bir takım istiyorum. Fair play istiyorum, kazanmak için her şeyin mübah olduğu makyavelist felsefe istemiyorum, kaybedilen her maç sonrası hakeme çamur atmak yerine kardeşim kötü oynadık yenilgiyi hak ettik densin istiyorum (kısaca Fener’in aksini istiyormuşum meğer) Beşiktaş eskisi gibi alt yapıdan yetiştirdiği futbolcularla nam salsın, milli takımdaki Beşiktaşlılar Nihat'la Rüştü’den ibaret olmasın, kadroda en az 5-6 Beşiktaşlı olsun istiyorum. Temiz tribün istiyorum, İnönü çıkan olaylarla değil sadece en yaratıcı, en coşkulu taraftarıyla bilinsin istiyorum.
Allahım duy sesimi..
Tamam Beşiktaşlı kalenderdir, çile çekmeye alışkındır ama özellikle son zamanlarda çektiğimiz eziyet de hangi insan evladına revadır? Burada salt sportif başarıdan söz edilmiyor tabii ki, Beşiktaş kulübünün negatif ve sevimsiz imajıdır söz konusu olan. Bu başkan sayesinde hepimiz derviş olduk. Tebrizli Şems bugün yaşasaydı kesin Beşiktaşlı olurdu! Ama çekilen acının da bir sınırı var, Beşiktaşlı’nın da bir istiap haddi var, yüzümüzün güleceği günler yakın (mı acaba?)
Bir Beşiktaşlı takımından ne bekler? Valla ben önce pozitif ve göze hoş gelen, seyretmekten keyif alınan bir futbol bekliyorum (Bu sezon bir Trabzon, bir de Fener maçında keyif aldım, başka var mıydı?) 3 gol yediğimiz zaman bile 4 atabilecek bir takım istiyorum. Fair play istiyorum, kazanmak için her şeyin mübah olduğu makyavelist felsefe istemiyorum, kaybedilen her maç sonrası hakeme çamur atmak yerine kardeşim kötü oynadık yenilgiyi hak ettik densin istiyorum (kısaca Fener’in aksini istiyormuşum meğer) Beşiktaş eskisi gibi alt yapıdan yetiştirdiği futbolcularla nam salsın, milli takımdaki Beşiktaşlılar Nihat'la Rüştü’den ibaret olmasın, kadroda en az 5-6 Beşiktaşlı olsun istiyorum. Temiz tribün istiyorum, İnönü çıkan olaylarla değil sadece en yaratıcı, en coşkulu taraftarıyla bilinsin istiyorum.
Allahım duy sesimi..
Etiketler:
fair play,
inönü stadı,
miss piggy,
Yıldırım Demirören
Teneke Kupa
Fanatik gazetesinden Orhan Yıldırım imzalı bir haber:
%100 katılıyorum.İbrahim Toraman; “Kupayı kazandığımız sezonlarda, ‘Sonuçta teneke kupa, alsalar ne olur’ diye küçümsediler, hatta dalga geçenler bile oldu. Ama şimdi elendik ya, kupa bir anda pırlanta oluverdi. Bunun tek açıklaması var, Beşiktaş’ı çekemeyenlerin çok olduğudur. Elbette ki alınan sonuçlardan üzgünüz. Ancak onlara inat ligde şampiyon olacağız.” diye konuştu.
gerçekten de hep böyle olmuştur ve bugün yine benzer yorumları gese ve febeli arkadaşlarımız yapmaya başladılar yine. beşiktaş şampiyon olur, 100.yılı olduğu için izin verilmiş olur, beşiktaş şampiyon olur gese ve febe kötüydü olur, türkiye kupası alır kupa teneke olur, organizasyon lüzumsuzdu olur.
istenilen açık aslında, türkiye'de iki takım kalsın, beşiktaş her yıl ligi 3. veya 4. bitirsin, uefa gruplarını oynasın elensin gelsin. böyle olsa mutlulluktan uçacak fenerliler ve "kardeş" galatasaraylılar var.
aslında temelde aynı şeyi söylüyoruz bu ebedi dostlarımızla. evet bu alemde gerçekten iki büyük var.
Etiketler:
ibrahim toroman,
serhat,
ZTK
17 Ocak 2010 Pazar
0
ZTK
Beşiktaş belediye'yi yener işini son maça bırakır, düşüncesiyle, "ZTK da gruptan çıkabilir miyiz" anketi koymuştum, daha 8 kişi oy vermişken, beşiktaş sağolsun anketi hükümsüz kıldı.
hoş sayıca az olan cevaplarda %75 "gruptan çıkamaz" diyordu. ilk anketimizde doğru sonuca ulaştığımıza göre sadece diyebiliyorum ki "başkanlık" anketinde de sonucu doğru tahmin edebilelim.
ilave olarak mustafa'nın geçmişine, vizyonuna ve "futbol bilgisine" ol(may)an saygım bitti artık. 1990 yılında amatörce başladığım futbol izleme sevdam, 2000'lerle beraber profesyonel seviyeye ulaştı. 20 yıldır futbol izliyorum, ama hala mustafa'nın taktidiğinde orta saha ve forvet hattının nasıl kurgulandığını anlayamıyorum. birisi bana yardımcı olursa çok da mutlu olurum.
hoş sayıca az olan cevaplarda %75 "gruptan çıkamaz" diyordu. ilk anketimizde doğru sonuca ulaştığımıza göre sadece diyebiliyorum ki "başkanlık" anketinde de sonucu doğru tahmin edebilelim.
ilave olarak mustafa'nın geçmişine, vizyonuna ve "futbol bilgisine" ol(may)an saygım bitti artık. 1990 yılında amatörce başladığım futbol izleme sevdam, 2000'lerle beraber profesyonel seviyeye ulaştı. 20 yıldır futbol izliyorum, ama hala mustafa'nın taktidiğinde orta saha ve forvet hattının nasıl kurgulandığını anlayamıyorum. birisi bana yardımcı olursa çok da mutlu olurum.
Etiketler:
mustafa denizli,
serhat,
ZTK
12 Ocak 2010 Salı
8
ZTK: Beşiktaş-Kasımpaşa
bir türkiye kupasının daha sonuna geldik.
yani zaten önceden de söylediğim gibi adına da beğenmemiştim bu sene.
şakası bi yana, dün akşam delirdim biraz. az biraz yandı devrelerim. yani nerden başlasam neye kızsam çok iyi bilemiyorum.
alex fergusan'la mukayese edilebilme şerefine nail olmuş Denizli dün akşam kaç-kaç-kaç taktiğiyle oynadı ben çözemedim. maç içinde bakıyorum ernst forvet arkasına geçiyo, bi bakıyorm bobo sol kanat, tello sağ kanat, nihat santrafor oynuyor işin daha da ilginci bunlar yusuf sahadayken oluyor. yusuf tam asansörde adam eksiltme moduna geçiyor, mustafa onu çıkarıyor oyundan, korner kullanmaktan başka işe yaramayan telloyu sahada unutuyor.
önceden mutlaka yazdım bunları. tekrar tekrar yazıyorum, çünkü dünden bana kalan tek şey haklı çıkmanın buruk sevinci.
kaleci olayı. beşiktaş kalesini tutan şut (şut derken etkili etkisiz hepsi) sayısı penaltı hariç 3. bunların 2si gol oldu. gol olmayan pozisyon da 70.dk civarlarında tam üstüne gelen bir toptu, ki onu da tutamadı, uzaklaştırdı. şimdi böyle olunca ne gerek vardı. korcan oynasaydı keşke. korcan'ın hatalı dediğimiz her 2 maçında da kurtardığı pozisyonların yüzdesi %33'ten yani ramazandan fazlaydı. bu 1.
ikinci yarıda mustafanın ateşe attığı necip. necip i koca sezondaki öne geçtiğimiz maçlarda oyuna almayıp, 3-1 geride olduğu ve kaybedileceği gün gibi ortada bir maça oyuna kurtarıcı olarak alıyor. taraftarın önüne atıyor. ama necip, çok şükür, beni yanıltmıyor, ve beşiktaş orta sahasını derleyip, topluyor. beşiktaş orta sahada top yapmaya başlıyor.beşiktaşın maçtaki tek kazancı oluyor. bu 2.
mert nobre. oyuna girdikten sonrasını hatırlamıyorum. ayağına top değmeden 20 dakika oyunda kalmış olabilir. sahip çıkılamayan batuhan a bu kadar şans verilseydi, bugün ligin gol krallığında makukula ile kolkola olurdu. şu an A2'deki her maç gol atanları saymıyorum, çünkü necip i bile zar zor getiren mustafa, onları görmeyecektir. bu 3.
ve maçta benim alkışladığım 2 isim. birincisi torpilli tarafından ibrahim üzülmez. adam hala oynuyor. takım yenilmesin, hadi beyler, az da çabalayın diye yırttı kendini. elinden geleni yaptı. alkışlar.
ve asıl alkışlar. yılmaz vural'a. türk milli takımını 71 yaşında adama emanet edip, 71 yaşında adama 4 yıllık sözleşme imzalayan insanlara, 4 büyük takımın hiç birini bir maçlığına bile kendisine emanet edemeyen tüm yöneticilere, sırf bu adam türk diye, sırf anadolu takımından başka takım yönetmedi diye onu adam yerine koy(a)mayan türk spor medyasına İNAT, o yine bir ruhu olan takım yaratmış. forvetinde gökhan güleç'in oynadığı bir takımla 3 gol atabilmiş bir hoca o. en büyük alkışlar da kendisine.
son yıllarda alıştığımız türkiye kupası ise bu sezon ne yazık ki olamayacak. çünkü gruptan çıkmak için kalan 2 maçımızı kazansak bile diğer 2 farklı maçtan sonuç bekleyeceğiz,
kaldı ki man.utd,worlsburg,cska lı gruptayken bu hesapları yapmak koymuyor adama da konya şekerli, ibb li grupta böylesine hesaplar yapmaya biraz utanıyorum, gerçekten.
evet elde kaldı lig. o konuda da ümitlerim tükeniyor.
yani zaten önceden de söylediğim gibi adına da beğenmemiştim bu sene.
şakası bi yana, dün akşam delirdim biraz. az biraz yandı devrelerim. yani nerden başlasam neye kızsam çok iyi bilemiyorum.
alex fergusan'la mukayese edilebilme şerefine nail olmuş Denizli dün akşam kaç-kaç-kaç taktiğiyle oynadı ben çözemedim. maç içinde bakıyorum ernst forvet arkasına geçiyo, bi bakıyorm bobo sol kanat, tello sağ kanat, nihat santrafor oynuyor işin daha da ilginci bunlar yusuf sahadayken oluyor. yusuf tam asansörde adam eksiltme moduna geçiyor, mustafa onu çıkarıyor oyundan, korner kullanmaktan başka işe yaramayan telloyu sahada unutuyor.
önceden mutlaka yazdım bunları. tekrar tekrar yazıyorum, çünkü dünden bana kalan tek şey haklı çıkmanın buruk sevinci.
kaleci olayı. beşiktaş kalesini tutan şut (şut derken etkili etkisiz hepsi) sayısı penaltı hariç 3. bunların 2si gol oldu. gol olmayan pozisyon da 70.dk civarlarında tam üstüne gelen bir toptu, ki onu da tutamadı, uzaklaştırdı. şimdi böyle olunca ne gerek vardı. korcan oynasaydı keşke. korcan'ın hatalı dediğimiz her 2 maçında da kurtardığı pozisyonların yüzdesi %33'ten yani ramazandan fazlaydı. bu 1.
ikinci yarıda mustafanın ateşe attığı necip. necip i koca sezondaki öne geçtiğimiz maçlarda oyuna almayıp, 3-1 geride olduğu ve kaybedileceği gün gibi ortada bir maça oyuna kurtarıcı olarak alıyor. taraftarın önüne atıyor. ama necip, çok şükür, beni yanıltmıyor, ve beşiktaş orta sahasını derleyip, topluyor. beşiktaş orta sahada top yapmaya başlıyor.beşiktaşın maçtaki tek kazancı oluyor. bu 2.
mert nobre. oyuna girdikten sonrasını hatırlamıyorum. ayağına top değmeden 20 dakika oyunda kalmış olabilir. sahip çıkılamayan batuhan a bu kadar şans verilseydi, bugün ligin gol krallığında makukula ile kolkola olurdu. şu an A2'deki her maç gol atanları saymıyorum, çünkü necip i bile zar zor getiren mustafa, onları görmeyecektir. bu 3.
ve maçta benim alkışladığım 2 isim. birincisi torpilli tarafından ibrahim üzülmez. adam hala oynuyor. takım yenilmesin, hadi beyler, az da çabalayın diye yırttı kendini. elinden geleni yaptı. alkışlar.
ve asıl alkışlar. yılmaz vural'a. türk milli takımını 71 yaşında adama emanet edip, 71 yaşında adama 4 yıllık sözleşme imzalayan insanlara, 4 büyük takımın hiç birini bir maçlığına bile kendisine emanet edemeyen tüm yöneticilere, sırf bu adam türk diye, sırf anadolu takımından başka takım yönetmedi diye onu adam yerine koy(a)mayan türk spor medyasına İNAT, o yine bir ruhu olan takım yaratmış. forvetinde gökhan güleç'in oynadığı bir takımla 3 gol atabilmiş bir hoca o. en büyük alkışlar da kendisine.
son yıllarda alıştığımız türkiye kupası ise bu sezon ne yazık ki olamayacak. çünkü gruptan çıkmak için kalan 2 maçımızı kazansak bile diğer 2 farklı maçtan sonuç bekleyeceğiz,
- manisa'nın konya şekere puan kaybetsi gerekiyor, veya
- kasımpaşa-ibb maçının berabere bitmesini bekleyeceğiz.
kaldı ki man.utd,worlsburg,cska lı gruptayken bu hesapları yapmak koymuyor adama da konya şekerli, ibb li grupta böylesine hesaplar yapmaya biraz utanıyorum, gerçekten.
evet elde kaldı lig. o konuda da ümitlerim tükeniyor.
Etiketler:
necip uysal,
serhat,
Yılmaz Vural,
ZTK


