31 Aralık 2009 Perşembe
0
bbjk.blogspot.com
Bu site bbjk.blogspot.com 'un altyapı çalışmaları için yapılmıştır.
Etiketler:
serhat
29 Aralık 2009 Salı
3
www.bucakbesiktas.com
28 Aralık 2009 Pazartesi
5
2016 Avrupa Kupası Aday Şehirler
öncelikle şehir dağılımından bahsedelim. anadolu'da en doğu sınırın kayseri ve en kuzey sınırın ankara olduğu bir türkiye.
bu neye göre yapıldı? kim yaptı? şimdi bakalım şehirlere tek tek sonra da stadlara geleceğim.
Kayseri:
Sırf yeni stad yapıldı diye listeye alınmış şehir. Taraftarı yok, futbol kültürü yok. Türk filmlerindeki "gayseri ıngh ıngh" dan başka esamesi yok desem çok da abartmış olmam. Bu yıl kaysesisporun başarılı olması 2016 yılında o şehirde hala taraftar olacağı anlamına gelmez.
Adana:
Hali hazırda süper lig temsilcisi olmayan ama futbol izlemeyi bilen bi şehir. çekimser oy kullanırım adanaya.
Konya:
Derhal çıkarılmalıydı listeden. Ne alaka yani?
Antalya:
Şehir olarak tamam amma o stadta yapılmayacak değil mi maçlar? yeni stad yapacaklar he mi?
İzmir:
Yine süper lig temsilcisi olmayan bir şehir ama futbol var, taraftar var, altyapı var. doğru şehir.
Bursa-Eskişehir:
Olmalıydı, doğru karar.
Şimdi ben olsam Adana ve Konya'yı almazdım. Çıkardığım 2 şehir için alacaklarım da birincisi tartışmasız Trabzon, ikincisi ise Erzurum olurdu.
Sonra Trabzon. Allahım nasıl koymamışlar hala da kafam basmadı. Yani ülkede şampiyonluğu olan iki şehir var birisi İstanbul birisi Trabzon. Sen trabzonu koymuyorsun. Allah akıl fikir versin. Hem trabzonu koymayarak bütün karadenizi de türkiyeden sınır dışı ediyosun.
Ve İstanbul'a gelelim. İşte en karışık nokta bu. İstanbul'da şampiyonlar ligi ve uefa finali oynandı. Bu elde bir.Olimpiyat stadyumu şampiyonlar ligine, Saracoğlu UEFA finaline ev sahipliği yaptı. Samiyen'i yıkılacağı için ve kapasitesi için saymıyorum. Bir de aynı şehirden en fazla 2 stad olabilir onu da belirtelim. Zaten işleri karıştıran en büyük olay da bu kısıt.
Şimdi 2016 için yapılmakta olan Aslantepe ile Olimpiyat Stadları seçilmiş. Türkiye'nin (ne yazık ki) en görkemli stadı olan Saracoglu listeye alınmamış. Ölmeden önce görülmesi gereken stad (bkz. Independent Gazetesi Haberi) diye lanse edilen İnönü de yok. Şimdi henüz ortada olmayan, ambiyansı bilinmeyen bir Aslantepe yerine neden Saracoglu alınmadı anlaış değilim. 80.000 kişilik olması lazımmış stadların diye bir geyik dolaşıyor. Bu linkteki dosyayı incelerseniz öyle bir olmadığını görürsünüz. Dosya UEFA'nın 2016 Avrupa Kupası Gereklilikleri adında yayınladığı kitapçık.
İnönüye gelince 36.000 kapasitesi var. Daha önce 33.500 kişilik stadlarda (UEFA2012 - Lemberg Stadium) Avrupa kupası maçı oynandı. O zaman İnönü için kimse kapasite demesin. Bilet parası beklentisinde değiliz diye tahmin ediyorum. İlave olarak da bugün Avrupa en bilinen Stadımız İnönü. Yani bazı kesinlikler vardır. Avrupada Türkiye ve Futbol deseniz adam size Hasan Şaş ve Galatasaray diyor. Yani bu hala devam ediyor. Önce Galatasarayı biliyo adamlar. Sonradan diyo ki taraftar var , inönü stadyumu. Bunu defalarca test ettim onayladım. Fenerbahçe ne yazıkki Avrupa'da henüz net bir bilinç oluşturamadı. (Hatta bir İngiliz dedi ki birkaç ay önce 8-0 yenilmiştiniz siz ama taraftarınız hala sarkılar söylüyordu. Bu konuyla alakasız ama hoşuma gitmişti)
Peki olimpiyat stadı nedir? ayıptır lan. gereksiz. edirne sınırına stad yapmışlar, hala da istanbulun kontejyanından yiyor. daha hala ulaşımını düzenleyecez de bilmem ne diyorlar. Ya ne gerek var? Saracoğlu var, İnönü var. İnönüyü seç lansmanları basın toplantılarını da İnönü'de yap. Boğaz de Asya ve Ayrupa de, satın biraz bunları.
Bu turnuvanın asıl amacı turizm değil mi? Futbol ve Turistik kelimelerini yan yana koyunca "tarihi eser" statüsündeki İnönü nasıl gündeme gelmiyor? Aklım almıyor?
Etiketler:
euro 2016,
inönü stadı,
serhat
Neşeli ve Beşiktaşlı hayat
Ön not : Bu yazıda hatta genel olarak tüm yazılarımda kullanılan palavralar bünyeye zarar verebilir.
Lige ara verdik, çoğu sallama transfer haberleriyle falan geçmez bu zaman. Beşiktaşlı sinemadan falan söz edesim geldi. Köşe benim değil mi kardeşim, istersem mısır çorbası tarifi verir başlığını da “Beşiktaşlıların içini ısıtacak çorba” koyarım, istersem bi ters bi düz hırka modeli verir, bu sefer de başlığa “Ferrari’nin giydiği hırka” yazarım, pöh! Girmişim köşe yazarı psikolojisine, 20 milyon okuru da (tamam salladım biraz 15 milyon anca okuyodur, doğruya doğru!!) takmışım peşime, yakında blog yazılarımı kitap haline dönüştüreceğimin müjdesini de vereyim burdan, Amerikalı bi yayıneviyle anlaştık. James Cameron bu yazılardan şahane film olur diyo ama ben şahsen entelektüel ve mütevazı bi kişilik olduğum için Coen Biraderler’i yada Michael Winterbottom’ı beklemekteyim.
Neşeli Hayat’a dönelim şimdi. Bucak’taki AFM ve Cine Bonus yöneticileriyle konuştum, 250 bin bilet satılmış, bu bilgiye dayanarak herkesin filme gittiğini varsayıyorum. Bilindiği gibi film İnönü’nün müthiş atmosferiyle açılıyor, işte filmi kafadan sevmek için birincil neden. Hayır film güzel, senaryo sağlam (finalini çok beğenmedim, katil uşak çıkmasaymış keşke) Yılmaz Erdoğan hakkaten çok ölçülü ama müthiş bir oyunculuk çıkarmış, şapka yani. Film “ağır bir drama dönüşecek film nasıl dozunda ve abartısız bir duygusallıkla, salya sümük olmadan çekilir” bunun dersini veriyor. Mahsun Kırmızıgül ağdalı sinemasına biraz ölçülülük katmak için 20 kere falan izlesin bu filmi, Serdar Akar’la beraber gitsinler hatta. Film komedi değil diyenlere de katılmıyorum, şahsen ben salt komedi olduğu iddia edilen filmlerde bile bunun çeyreği kadar gülmedim.
Yılmaz Erdoğan'ı, sinema dilini hep sevmişimdir zaten. Acaba Beşiktaşlı olduğu için maça 1-0 önde mi başlatıyorum, ondan mı? Bir Demet Tiyatro’da da Beşiktaş vurgusunu çok yapmıştır. Ben bu dizilerdeki Beşiktaşlı karakterleri çok seviyorum zaten. Bunu Birol Güven de çok yapıyor ve iyi de yapıyor. Bu diziler sayesinde Beşiktaşlı olmuş çok çocuk var mıdır acaba, tabii bu araştırma konusu ve ben bilindiği gibi bilimsel olmayan hiçbir veriye yer vermem.
Neyse çok sallamaktan yoruldum, dinleniyim biraz.
Lige ara verdik, çoğu sallama transfer haberleriyle falan geçmez bu zaman. Beşiktaşlı sinemadan falan söz edesim geldi. Köşe benim değil mi kardeşim, istersem mısır çorbası tarifi verir başlığını da “Beşiktaşlıların içini ısıtacak çorba” koyarım, istersem bi ters bi düz hırka modeli verir, bu sefer de başlığa “Ferrari’nin giydiği hırka” yazarım, pöh! Girmişim köşe yazarı psikolojisine, 20 milyon okuru da (tamam salladım biraz 15 milyon anca okuyodur, doğruya doğru!!) takmışım peşime, yakında blog yazılarımı kitap haline dönüştüreceğimin müjdesini de vereyim burdan, Amerikalı bi yayıneviyle anlaştık. James Cameron bu yazılardan şahane film olur diyo ama ben şahsen entelektüel ve mütevazı bi kişilik olduğum için Coen Biraderler’i yada Michael Winterbottom’ı beklemekteyim.
Neşeli Hayat’a dönelim şimdi. Bucak’taki AFM ve Cine Bonus yöneticileriyle konuştum, 250 bin bilet satılmış, bu bilgiye dayanarak herkesin filme gittiğini varsayıyorum. Bilindiği gibi film İnönü’nün müthiş atmosferiyle açılıyor, işte filmi kafadan sevmek için birincil neden. Hayır film güzel, senaryo sağlam (finalini çok beğenmedim, katil uşak çıkmasaymış keşke) Yılmaz Erdoğan hakkaten çok ölçülü ama müthiş bir oyunculuk çıkarmış, şapka yani. Film “ağır bir drama dönüşecek film nasıl dozunda ve abartısız bir duygusallıkla, salya sümük olmadan çekilir” bunun dersini veriyor. Mahsun Kırmızıgül ağdalı sinemasına biraz ölçülülük katmak için 20 kere falan izlesin bu filmi, Serdar Akar’la beraber gitsinler hatta. Film komedi değil diyenlere de katılmıyorum, şahsen ben salt komedi olduğu iddia edilen filmlerde bile bunun çeyreği kadar gülmedim.
Yılmaz Erdoğan'ı, sinema dilini hep sevmişimdir zaten. Acaba Beşiktaşlı olduğu için maça 1-0 önde mi başlatıyorum, ondan mı? Bir Demet Tiyatro’da da Beşiktaş vurgusunu çok yapmıştır. Ben bu dizilerdeki Beşiktaşlı karakterleri çok seviyorum zaten. Bunu Birol Güven de çok yapıyor ve iyi de yapıyor. Bu diziler sayesinde Beşiktaşlı olmuş çok çocuk var mıdır acaba, tabii bu araştırma konusu ve ben bilindiği gibi bilimsel olmayan hiçbir veriye yer vermem.
Neyse çok sallamaktan yoruldum, dinleniyim biraz.
Etiketler:
miss piggy,
Neşeli Hayat,
Yılmaz Erdoğan
26 Aralık 2009 Cumartesi
1
Bu iş böyle yürümez...
A2 takımdaki görevinden ayrılan Sergen Yalçın, “Çok başarılıyız. Rakiplerimize fark attık. Ancak ne yüzümüze bakan, ne de bize sahip çıkan var. Bu iş böyle yürümez…” diye konuştu.
Yönetim tepkili
Yönetim ise faturayı Sergen Yalçın’a kesti. Yalçın’ın kendi isteğiyle ücret almadan çalıştığını belirten idareciler, “Çocukları yüzüstü bıraktı. Sıkıntılarını bizimle paylaşması, Denizli’yle konuşması gerekirdi. Yakıştıramadık” dediler.
Efendim yukarıdaki haber bence Beşiktaşımızın en büyük sorunu. Mustafa Denizli takımımızın teknik direktörü. Denizli'nin teknik direktör olduğu bir takımda genç takımın olması bana hiç de antıklı gelmiyor. Adam genç futbolcu ve bunların yetiştirilmesi gibi bir anlayışa sahip değil ki. Hadi bunu bir kenara bırakalım bir takımın A2 takım t. direktörü nasıl olur da başkana ulaşamaz_??? Hadi ulaşamadı, bu derece başarıya ulaşmış bir ekibi ne diye 2. plana atarsınız_? Evet Sergen de çok masum bir adam değildir ancak insan iki televizyona çıkarır, konuyla ilgili reklam yapar, biraz olsun gençlerin yanında olduğunuzu ya da onlara destek vereceğinizi yalancıktan da olsa söyleyin kardeşim diliniz mi kopar_?
Yönetim artık tamamiyle miyadını doldurmuştur. Bir Beşiktaş haber sitesinin içinde bu haber dolaşıyorsa ve başlığı da sahipsiz kaldık ise fazla söze gerek olmadan gerekeni yapmak gerekir. Tüm bunlar Sergen'in artistliği diyelim adını duyuramadı falan filan,,, Eğer başındaki başkan adam olsaydı, bu kadar başarılı bir takımı sizce Sergen bırakır mıydı_?
Etiketler:
A2,
efebey,
Sergen Yalçın
25 Aralık 2009 Cuma
0
Sabah Haberleri
- dün aramıza murat arkadaşımız da katıldı. blogumuzu ziyaret eden, yorum yapan arkadaşlarımızın sayısı da artıyor.
- tasarım konusunda bazı çalışmalarımız devam ediyor. kullanılabilirliği daha rahat ve biraz daha göze hoş gelecek çalışmalar yapıyoruz.
- son olarak www.bjkbloglar.com adresinden yayın yapan tüm beşiktaşlı blogları listeyen beşiktaşlı bloglar ağına katıldık. maksat bucaklı beşiktaşlıların sesi daha gür çıksın.
Etiketler:
beşiktaşlı bloglar ağı,
serhat
merhaba
selam arkadaşlar mükemmel bir blog oldu hepinizin bildiği gibi burdan serhata teşekkürleri bir borç bilirim hepimizi buraya toplayıp bucaklı beşiktaşlılar olarak hislerimizi düşüncelerimizi paylaşma olanağı sundu. Artık elimden geldiğince bu blogda yazılarımı yazacağım :)
ilk olarak takımın güncel sorunu başkanlık seçimine değinceğim demirören yani tüpçü kesinlikle gitmeli bu takımdan bizi soktuğu durum bellidir kendi fabrikasını bile yönetemeyen bir adam gelmiş bize başkan olmuştur iyi bir beşiktaşli olabilir ama kesnlikle iyi bir başkan ve yönetici değil bu işin kurdu değil onun yüzünden klubün ettiği zararlar ortadadır bir an önce bir kan değişikliği olsun lütfen...
ilk olarak takımın güncel sorunu başkanlık seçimine değinceğim demirören yani tüpçü kesinlikle gitmeli bu takımdan bizi soktuğu durum bellidir kendi fabrikasını bile yönetemeyen bir adam gelmiş bize başkan olmuştur iyi bir beşiktaşli olabilir ama kesnlikle iyi bir başkan ve yönetici değil bu işin kurdu değil onun yüzünden klubün ettiği zararlar ortadadır bir an önce bir kan değişikliği olsun lütfen...
Etiketler:
kongre,
murat,
Yıldırım Demirören
denemeler
Blogumuzun sıkı takipçilerinden T-Rip Süleyman Seba’dan bahsedince hüopp dedim, araştırmacı blog yazarı olarak işin aslını dökeyim ortaya dedim. Süleyman Seba şimdilerde Beşiktaş’ın sembolü olmuş efsane başkan olarak anılıyor tamam ama nedense Seba’nın son dönemleri unutuluyor, hatırlatiim dedim.. 16 yıllık başkanlığının son dönemlerinde Beşiktaş’ın durumu berbattı ve tribünler “Ahmet Dursun Seba gitsin” diye bağırıyordu (hakkaten Ahmet Dursun şimdilerde nerelerde duruyor ki acep?).
Seba dönemi iyiydi hoştu, onurluydu, düzeyliydi, ilkeliydi falandı filandı ama sıkıcıydı da bea! Tamam şu anda yaşanan aksiyon da bünyeye fazla ama o zamanları da çok aramayalım, nostalji de bi yere kadar!
Tabii nerden bilebilirdik ki beğenmediğimiz Seba’nın arkasından –Serdar Bilgili’ye ayrı bi parantez yada yazı açalım- Seba’ya rahmet okutan, ilkesizlik konusunda sınır tanımayan, Beşiktaşlılık duruşundan bihaber, tükürdüğünü yalayan, söylediklerinin arkasında duramayan, şampiyon olduğumuzda bile ezik kalmamızı sağlayan, Del Bosque garabetini Türk futbol tarihine yazdıran, bol paralı ama sıfır ilkeli bi anti-efsane’nin geleceğini..
Bu anti-efsane'nin eksileri saymakla bitmez -en yenisi Tabata rezaleti- ama hiç kimse tümüyle kötü olamaz, illaki iyi bi tarafı vardır, peki ben neden 5 yıllık yönetiminde bu gelmiş geçmiş en kötü başkanın tek bir olumlu hamlesini göremiyorum? (Ya kardeşim, bu adam yüzünden tüpten doğalgaza geçtik, evdeki caanım tüp örtüleri heba oldu, sırf bu yüzden arabamda benzinliden tüplüye geçemiyorum, dahası var mı!?:))))
Seba’dan girip doğal gazdan çıktık, toparlayalım : Ben Başkanımızın Süleyman Seba gibi onurlu, gururlu, saygın, Serdar Bilgili gibi aktif, enerjik, klas, bırakmasını bilen biri olmasını istiyorum. Tüpçü’den bu kombinasyona katılacak tek özellik aklıma gelmiyor derken buldum işte: Anti-efsane’nin tek artısı Revna Demirören, diyecek lafımız yok. Geçelim, Murat Aksu bu özelliklerin ne kadarını taşıyor şahsen bilmiyorum. Bildiğim tek şey 24 Ocak’taki kongrede tekrar Demirören’’i görmek istemediğim!
Seba dönemi iyiydi hoştu, onurluydu, düzeyliydi, ilkeliydi falandı filandı ama sıkıcıydı da bea! Tamam şu anda yaşanan aksiyon da bünyeye fazla ama o zamanları da çok aramayalım, nostalji de bi yere kadar!
Tabii nerden bilebilirdik ki beğenmediğimiz Seba’nın arkasından –Serdar Bilgili’ye ayrı bi parantez yada yazı açalım- Seba’ya rahmet okutan, ilkesizlik konusunda sınır tanımayan, Beşiktaşlılık duruşundan bihaber, tükürdüğünü yalayan, söylediklerinin arkasında duramayan, şampiyon olduğumuzda bile ezik kalmamızı sağlayan, Del Bosque garabetini Türk futbol tarihine yazdıran, bol paralı ama sıfır ilkeli bi anti-efsane’nin geleceğini..
Bu anti-efsane'nin eksileri saymakla bitmez -en yenisi Tabata rezaleti- ama hiç kimse tümüyle kötü olamaz, illaki iyi bi tarafı vardır, peki ben neden 5 yıllık yönetiminde bu gelmiş geçmiş en kötü başkanın tek bir olumlu hamlesini göremiyorum? (Ya kardeşim, bu adam yüzünden tüpten doğalgaza geçtik, evdeki caanım tüp örtüleri heba oldu, sırf bu yüzden arabamda benzinliden tüplüye geçemiyorum, dahası var mı!?:))))
Seba’dan girip doğal gazdan çıktık, toparlayalım : Ben Başkanımızın Süleyman Seba gibi onurlu, gururlu, saygın, Serdar Bilgili gibi aktif, enerjik, klas, bırakmasını bilen biri olmasını istiyorum. Tüpçü’den bu kombinasyona katılacak tek özellik aklıma gelmiyor derken buldum işte: Anti-efsane’nin tek artısı Revna Demirören, diyecek lafımız yok. Geçelim, Murat Aksu bu özelliklerin ne kadarını taşıyor şahsen bilmiyorum. Bildiğim tek şey 24 Ocak’taki kongrede tekrar Demirören’’i görmek istemediğim!
Etiketler:
kongre,
miss piggy
Ahmet Dursun Seba gitsin, Demirören durmasın da kim gelirse gelsin mi?
Blogumuzun sıkı takipçilerinden T-Rip Süleyman Seba’dan bahsedince hüopp dedim, araştırmacı blog yazarı olarak işin aslını dökeyim ortaya dedim. Süleyman Seba şimdilerde Beşiktaş’ın sembolü olmuş efsane başkan olarak anılıyor tamam ama nedense Seba’nın son dönemleri unutuluyor, hatırlatiim dedim.. 16 yıllık başkanlığının son dönemlerinde Beşiktaş’ın durumu berbattı ve tribünler “Ahmet Dursun Seba gitsin” diye bağırıyordu (hakkaten Ahmet Dursun şimdilerde nerelerde duruyor ki acep?).
Seba dönemi iyiydi hoştu, onurluydu, düzeyliydi, ilkeliydi falandı filandı ama sıkıcıydı da bea! Tamam şu anda yaşanan aksiyon da bünyeye fazla ama o zamanları da çok aramayalım, nostalji de bi yere kadar!
Tabii nerden bilebilirdik ki beğenmediğimiz Seba’nın arkasından –Serdar Bilgili’ye ayrı bi parantez yada yazı açalım- Seba’ya rahmet okutan, ilkesizlik konusunda sınır tanımayan, Beşiktaşlılık duruşundan bihaber, tükürdüğünü yalayan, söylediklerinin arkasında duramayan, şampiyon olduğumuzda bile ezik kalmamızı sağlayan, Del Bosque garabetini Türk futbol tarihine yazdıran, bol paralı ama sıfır ilkeli bi anti-efsane’nin geleceğini..
Bu anti-efsane'nin eksileri saymakla bitmez -en yenisi Tabata rezaleti- ama hiç kimse tümüyle kötü olamaz, illaki iyi bi tarafı vardır, peki ben neden 5 yıllık yönetiminde bu gelmiş geçmiş en kötü başkanın tek bir olumlu hamlesini göremiyorum? (Ya kardeşim, bu adam yüzünden tüpten doğalgaza geçtik, evdeki caanım tüp örtüleri heba oldu, sırf bu yüzden arabamda benzinliden tüplüye geçemiyorum, dahası var mı!?:))))
Seba’dan girip doğal gazdan çıktık, toparlayalım : Ben Başkanımızın Süleyman Seba gibi onurlu, gururlu, saygın, Serdar Bilgili gibi aktif, enerjik, klas, bırakmasını bilen biri olmasını istiyorum. Tüpçü’den bu kombinasyona katılacak tek özellik aklıma gelmiyor derken buldum işte: Anti-efsane’nin tek artısı Revna Demirören, diyecek lafımız yok. Geçelim, Murat Aksu bu özelliklerin ne kadarını taşıyor şahsen bilmiyorum. Bildiğim tek şey 24 Ocak’taki kongrede tekrar Demirören’’i görmek istemediğim!
Seba dönemi iyiydi hoştu, onurluydu, düzeyliydi, ilkeliydi falandı filandı ama sıkıcıydı da bea! Tamam şu anda yaşanan aksiyon da bünyeye fazla ama o zamanları da çok aramayalım, nostalji de bi yere kadar!
Tabii nerden bilebilirdik ki beğenmediğimiz Seba’nın arkasından –Serdar Bilgili’ye ayrı bi parantez yada yazı açalım- Seba’ya rahmet okutan, ilkesizlik konusunda sınır tanımayan, Beşiktaşlılık duruşundan bihaber, tükürdüğünü yalayan, söylediklerinin arkasında duramayan, şampiyon olduğumuzda bile ezik kalmamızı sağlayan, Del Bosque garabetini Türk futbol tarihine yazdıran, bol paralı ama sıfır ilkeli bi anti-efsane’nin geleceğini..
Bu anti-efsane'nin eksileri saymakla bitmez -en yenisi Tabata rezaleti- ama hiç kimse tümüyle kötü olamaz, illaki iyi bi tarafı vardır, peki ben neden 5 yıllık yönetiminde bu gelmiş geçmiş en kötü başkanın tek bir olumlu hamlesini göremiyorum? (Ya kardeşim, bu adam yüzünden tüpten doğalgaza geçtik, evdeki caanım tüp örtüleri heba oldu, sırf bu yüzden arabamda benzinliden tüplüye geçemiyorum, dahası var mı!?:))))
Seba’dan girip doğal gazdan çıktık, toparlayalım : Ben Başkanımızın Süleyman Seba gibi onurlu, gururlu, saygın, Serdar Bilgili gibi aktif, enerjik, klas, bırakmasını bilen biri olmasını istiyorum. Tüpçü’den bu kombinasyona katılacak tek özellik aklıma gelmiyor derken buldum işte: Anti-efsane’nin tek artısı Revna Demirören, diyecek lafımız yok. Geçelim, Murat Aksu bu özelliklerin ne kadarını taşıyor şahsen bilmiyorum. Bildiğim tek şey 24 Ocak’taki kongrede tekrar Demirören’’i görmek istemediğim!
Etiketler:
kongre,
miss piggy,
Murat Aksu,
Serdar Bilgili,
Süleyman Seba,
Yıldırım Demirören
"Kırıldım!"
Milliyet'ten bir haberi aynen aktarıyorum:
"Beşiktaş forması giydiği dönemde skandallarıyla gündemden düşmeyen Fransız futbolcu Pascal Nouma Marmara Üniversitesi'nde düzenlenen 'Her daim Beşiktaş' paneline katılan Nouma, "Son günlerde medyada Fenerbahçeli oyuncuların kelepçeli seks skandalı bol bol yer alıyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" sorusuna "Neden beni çağırmamışlar kırıldım" cevabı ile salonda gülüşmelere yol açtı. Nouma "Türk Milli Takımı'ndan teklif gelseydi kabul eder miydin?" sonrusuna verdiği " Sen deli misin? Tabii ki evet" cevabı ile de büyük alkış aldı. akıllanmıyor."
"Beşiktaş forması giydiği dönemde skandallarıyla gündemden düşmeyen Fransız futbolcu Pascal Nouma Marmara Üniversitesi'nde düzenlenen 'Her daim Beşiktaş' paneline katılan Nouma, "Son günlerde medyada Fenerbahçeli oyuncuların kelepçeli seks skandalı bol bol yer alıyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" sorusuna "Neden beni çağırmamışlar kırıldım" cevabı ile salonda gülüşmelere yol açtı. Nouma "Türk Milli Takımı'ndan teklif gelseydi kabul eder miydin?" sonrusuna verdiği " Sen deli misin? Tabii ki evet" cevabı ile de büyük alkış aldı. akıllanmıyor."
Etiketler:
pascal nouma,
serhat
23 Aralık 2009 Çarşamba
0
Hepimiz Demirören'iz!
Başlığı okuyan her aklıselim Beşiktaşlı ne diyor şimdi bu sorusunu sormaktan kendini alamamıştır sanırım.
Evet hepimiz Demirören iz hepimiz Tüpçüyüz! Kim? Ben mi? Hadi canım sen de.! Adnan Polat ve Azize Yıldırımdan bahsediyorum. Bir kaynaşma ortamı, bir suskunluk hali, bir dayanışma hareketleri. Beraber maç izlemeler ortak açıklamalar, birinin mesajına destek vermeler... Eskiden bir birini yiyen bu adamlara neler oldu böyle sizce? Bir şey olmadı ama asında hepsine de aynı şey oldu. Hepsi de tek lider benim mantalitesine sahip insanlar. Parayı veren düdüğü çalar ya da para her kapıyı açar düşünceleri bu kişilerin en ortak noktaları. Hepsi parayla satın aldığı tribünerden artık küfür yer duruma gelmiş kişiler. Belki Polat bunun dışında gibi görünse de biliyor ki bugün sana yarın bana hesabıyla destek verir bir tavır içerisinde.
Sözün kısası her biri bir gün bu saltanatın biteceğinin farkında. Azize muhalefeti yok etmeye uğraşırken Polat muhalefet tarafına kıyakçılık yapma dertlerinde. Tüpçüye gelince, belki bir nebze muhalefeti borç tehdidiyle sindirmiş gibi görünse de artık bir değişimin geldiğini, en azından diğer seçimlere göre çk daha farklı bir seçime girdiğinin farkında. Sonuç ne olur bilemem. Temennim tüpçüden kurtulmaktan yana. 10 yıl arka arkaya şampiyon olacağımızı, bu 10 yılın en az 5 inde şampiyonlar ligi şampiyonu olacağımızı garanti etseler İSTEMEM! Bu ancak satınalma yoluyla olacaktır. Zihniyetin bozuk olduğu kişilerden hayırlı iş beklemek manasız bir bekleyiş olur. Hiç bir kupanın demiröreni, taraftar bazında ayakta tutması epey süreden beridir mümkün değil. Satınalınmış kongre üyeleri elbet temizlenecektir. İşin başına yakışır kişierin gelmesi umuduyla HAYIRLI SEÇİMLER DİLERİM.
Evet hepimiz Demirören iz hepimiz Tüpçüyüz! Kim? Ben mi? Hadi canım sen de.! Adnan Polat ve Azize Yıldırımdan bahsediyorum. Bir kaynaşma ortamı, bir suskunluk hali, bir dayanışma hareketleri. Beraber maç izlemeler ortak açıklamalar, birinin mesajına destek vermeler... Eskiden bir birini yiyen bu adamlara neler oldu böyle sizce? Bir şey olmadı ama asında hepsine de aynı şey oldu. Hepsi de tek lider benim mantalitesine sahip insanlar. Parayı veren düdüğü çalar ya da para her kapıyı açar düşünceleri bu kişilerin en ortak noktaları. Hepsi parayla satın aldığı tribünerden artık küfür yer duruma gelmiş kişiler. Belki Polat bunun dışında gibi görünse de biliyor ki bugün sana yarın bana hesabıyla destek verir bir tavır içerisinde.
Sözün kısası her biri bir gün bu saltanatın biteceğinin farkında. Azize muhalefeti yok etmeye uğraşırken Polat muhalefet tarafına kıyakçılık yapma dertlerinde. Tüpçüye gelince, belki bir nebze muhalefeti borç tehdidiyle sindirmiş gibi görünse de artık bir değişimin geldiğini, en azından diğer seçimlere göre çk daha farklı bir seçime girdiğinin farkında. Sonuç ne olur bilemem. Temennim tüpçüden kurtulmaktan yana. 10 yıl arka arkaya şampiyon olacağımızı, bu 10 yılın en az 5 inde şampiyonlar ligi şampiyonu olacağımızı garanti etseler İSTEMEM! Bu ancak satınalma yoluyla olacaktır. Zihniyetin bozuk olduğu kişilerden hayırlı iş beklemek manasız bir bekleyiş olur. Hiç bir kupanın demiröreni, taraftar bazında ayakta tutması epey süreden beridir mümkün değil. Satınalınmış kongre üyeleri elbet temizlenecektir. İşin başına yakışır kişierin gelmesi umuduyla HAYIRLI SEÇİMLER DİLERİM.
Etiketler:
kermit,
kongre,
Yıldırım Demirören
22 Aralık 2009 Salı
1
ölüm grubu
evet sevgili dostlar yine ben.
ee sürekli sen mi konuşacaksın demeyin. yeni yazarlarımız var tamam ama onlar ısınma sürecindeyken ben de blog soğumasın gayretindeyim. (biraz da tembellerinden yazarlar, bakalım son gelen misspiggy e güveniyoruz, o biraz çeneli olabilir)
neyse efenim gelelim ZTK açılış maçına.
maçın kendisinden önce TRT'ye iki laf etmek lazım. ya istemiyosa anlatmasınlar maçı, almasınlar ihaleyi, girmesinler bile. yanağızlı bi spiker. hele üründül, git abi istemiyosan.sürekli bi bitse de gitsek havası.
keşke ZTK lig tv de olsaydı da gidip parayla izleseydik. hem yenildik hem de bik bik ömer üründülü dinledik. hayır zaten beşiktaşlıyız bi de bunlarla çilemize çile katıyoruz resmen.
şimdi bu maçla ilgili aslında gerçekten ağır konuşurum ben salsanız. çok kötü sallayacam denizliye o olacak. yani kupa maçına çıkıyoruz a! takımı diye bildiğimiz takımın son 3 lig maçında sadece 2 beraberlik koparabildiği gerçeği üzerine kupa maçına çıkıyosun. ben de nasıl bir salaksam artık hala diyorum ki necipe dikkat edin, erhan iyi oyuncu. yok yine yok. elinden gelse korcan ı bile oynatmayacak adam. aman genç olmasın da nolursa olsun.
haa ersnt tamam alman adam, tamam ama insan lan bu. yorulmuş adam. ömer üründül bile farkediyo sen farkedemiyosun denizlicim.
ya oynat gençleri, yenil yine 2-1 değil 4-1 yenil mesela. öyle yaptın da bi şey mi dedik. gerçi nasıl oynatsın denizliye sorsan türkiye kupasında ölüm grubuna düştük biz. manisa, kasımpasa, belediye... yani daha abdullah avcıyla, yılmaz vuralla maçlarımız var. böyle olunca grup ölüm grubu dedi yusuf, üzülmez, tello, ernst, nobre, top ,tüfek oynattı.
maçtan aklımda kalanlar:
serdar özkan: adını hatırlamış olmam bile yeterli.
ferrari: onsuz 5 dakikaya tahammülüm yok dedim zaten.
korcan: paniğe gerek yok, rüştü bile yiyo böyle goller, bence olur bu çocuk.
nobre: orta sahaya gelip top alıp, 3 metre yanına pas verip geri gidiyo. anlamadım.
tello: gitsin diyorum hala.
tabata: pardon?
üzülmez: hala oynuyor adam. görev adamı.
ismail köybaşı: neden çıktı oyundan?
sonuç olarak 6 haftadır maç kazanamamış bi takıma yenildik. gruba yenilgiyle başladık. peki ne kazandık. galiba çok kişinin dediği gibi yıldırım demirören için bir eksi puan daha kazandık, hepsi o.
not: maçın ilk yarısını izlemedim ama galiba iyiki de izlemedim.
ee sürekli sen mi konuşacaksın demeyin. yeni yazarlarımız var tamam ama onlar ısınma sürecindeyken ben de blog soğumasın gayretindeyim. (biraz da tembellerinden yazarlar, bakalım son gelen misspiggy e güveniyoruz, o biraz çeneli olabilir)
neyse efenim gelelim ZTK açılış maçına.
maçın kendisinden önce TRT'ye iki laf etmek lazım. ya istemiyosa anlatmasınlar maçı, almasınlar ihaleyi, girmesinler bile. yanağızlı bi spiker. hele üründül, git abi istemiyosan.sürekli bi bitse de gitsek havası.
keşke ZTK lig tv de olsaydı da gidip parayla izleseydik. hem yenildik hem de bik bik ömer üründülü dinledik. hayır zaten beşiktaşlıyız bi de bunlarla çilemize çile katıyoruz resmen.
şimdi bu maçla ilgili aslında gerçekten ağır konuşurum ben salsanız. çok kötü sallayacam denizliye o olacak. yani kupa maçına çıkıyoruz a! takımı diye bildiğimiz takımın son 3 lig maçında sadece 2 beraberlik koparabildiği gerçeği üzerine kupa maçına çıkıyosun. ben de nasıl bir salaksam artık hala diyorum ki necipe dikkat edin, erhan iyi oyuncu. yok yine yok. elinden gelse korcan ı bile oynatmayacak adam. aman genç olmasın da nolursa olsun.
haa ersnt tamam alman adam, tamam ama insan lan bu. yorulmuş adam. ömer üründül bile farkediyo sen farkedemiyosun denizlicim.
ya oynat gençleri, yenil yine 2-1 değil 4-1 yenil mesela. öyle yaptın da bi şey mi dedik. gerçi nasıl oynatsın denizliye sorsan türkiye kupasında ölüm grubuna düştük biz. manisa, kasımpasa, belediye... yani daha abdullah avcıyla, yılmaz vuralla maçlarımız var. böyle olunca grup ölüm grubu dedi yusuf, üzülmez, tello, ernst, nobre, top ,tüfek oynattı.
maçtan aklımda kalanlar:
serdar özkan: adını hatırlamış olmam bile yeterli.
ferrari: onsuz 5 dakikaya tahammülüm yok dedim zaten.
korcan: paniğe gerek yok, rüştü bile yiyo böyle goller, bence olur bu çocuk.
nobre: orta sahaya gelip top alıp, 3 metre yanına pas verip geri gidiyo. anlamadım.
tello: gitsin diyorum hala.
tabata: pardon?
üzülmez: hala oynuyor adam. görev adamı.
ismail köybaşı: neden çıktı oyundan?
sonuç olarak 6 haftadır maç kazanamamış bi takıma yenildik. gruba yenilgiyle başladık. peki ne kazandık. galiba çok kişinin dediği gibi yıldırım demirören için bir eksi puan daha kazandık, hepsi o.
not: maçın ilk yarısını izlemedim ama galiba iyiki de izlemedim.
Etiketler:
Manisaspor,
serhat,
ZTK
Bucaklıbeşiktaşlılar'a Juventus'tan dev transfer!
Torino’daki evimde espressomu yudumlayıp Corriera della sport’a “Juventus’un Catania’ya kaybetmesinin 8 nedeni” başlıklı makalemi yazdığım sırada telefonum teke zortlatması melodisiyle çaldı. Arayan Beşiktaşlı Bucaklılar yok yok.. Bucaklı Beşiktaşlılar’dı, ben hangisinin doğru olduğunu düşünürken karşımdaki ses bloglarındaki bağyan kontenjanını doldurup dolduramayacağımı soruyordu. Önce irkildim “Neaaa!!? Pozitif ayrımcılık mı?? Mai signore, impossibile” derken karşımdaki ses saymaya başladı: Tümbüldek’te şehir manzaralı bir ev, goceeriçindeki ihtiyarlar kahvesinde kombine bilet, maç başına 2 kg çekirdek, her bayram doyuncaya kadar çaneekmeği, ayda bir kere tosmangala.. hımm.. çelikten irademle 2 saniye kadar direndim ve deneyelim bakalım dedim. Haftada bir BHY(Bucak Hava Yolları)’nın Torino-Bucak tarifeli seferiyle gelirim, yazımı yazar dönerim n’oolcak, elime mi yapışcak..
Gerçi Beşiktaş için kötü bir zamanlama gibi görünüyor, 2 beraberlik sonrasında Bursa’ya yenildik ama ben çok da üzülmedim açıkçası. Her durumda sübjektif biçimde Fener’i haklı çıkaran çamur Fenerliler’den de, bıktırıncaya kadar Avrupa başarılarından söz eden sıkıcı çakma aristokrat Gassaraylılar’dan da değiliz biz di mi!? Hem Bursa her ne kadar aramızda kan davası olsa da junior BJK sayılır, üstelik Bursa daha iyi oynadı. Ay nerdeyse göbek atıcam yenildik diye gibi görünüyor ama ben bu son 3 maçtaki düşüşün Beşiktaş için hayırlı olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş’ın ilk yarıyı lider bitirdiğini ve Tüpçü’nün kongreye bu gazla girdiğini ve.. yoo hayırrrr, imdaaaat!! Bu korku filmi mutlu sonla bitsin, hatta vizyondan kalksın!!
Haa.. Murat Aksu çok mu iyi olacak? Bi kere pederinden dolayı benim bakış açım çok olumlu değil. Murat Aksu’nun tek alamet-i farikası rakibi, ehven-i şer yani. İnşallah yanıltır bizi, ayrııı. Bu dev blogdan başkan adayım Fikret Orman’a başkanlık çağrısı yapmak istiyorum, sen önce aday sonra başkan ol ben de Basketbol Şube Sorumluluğu görevinden kaçarsam n’oolim!!:)))
Gerçi Beşiktaş için kötü bir zamanlama gibi görünüyor, 2 beraberlik sonrasında Bursa’ya yenildik ama ben çok da üzülmedim açıkçası. Her durumda sübjektif biçimde Fener’i haklı çıkaran çamur Fenerliler’den de, bıktırıncaya kadar Avrupa başarılarından söz eden sıkıcı çakma aristokrat Gassaraylılar’dan da değiliz biz di mi!? Hem Bursa her ne kadar aramızda kan davası olsa da junior BJK sayılır, üstelik Bursa daha iyi oynadı. Ay nerdeyse göbek atıcam yenildik diye gibi görünüyor ama ben bu son 3 maçtaki düşüşün Beşiktaş için hayırlı olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş’ın ilk yarıyı lider bitirdiğini ve Tüpçü’nün kongreye bu gazla girdiğini ve.. yoo hayırrrr, imdaaaat!! Bu korku filmi mutlu sonla bitsin, hatta vizyondan kalksın!!
Haa.. Murat Aksu çok mu iyi olacak? Bi kere pederinden dolayı benim bakış açım çok olumlu değil. Murat Aksu’nun tek alamet-i farikası rakibi, ehven-i şer yani. İnşallah yanıltır bizi, ayrııı. Bu dev blogdan başkan adayım Fikret Orman’a başkanlık çağrısı yapmak istiyorum, sen önce aday sonra başkan ol ben de Basketbol Şube Sorumluluğu görevinden kaçarsam n’oolim!!:)))
Etiketler:
kongre,
miss piggy
21 Aralık 2009 Pazartesi
0
Bir Türkiye Süper Ligi Klasiği
sevgili dostlar selamlar,
bu akşam ziraat türkiye kupası açılışı var. öncelikle hakanla aramızda türkiye kupası ilk olarak fortis ismini aldığında konuştuğumuz bir şeyi paylaşayım. diyoduk ki bu kupanın isim hakkını nasıl olur da ziraat veya işbankası almaz, nasıl olur da ismi bile türkçe olmayan fortis alır. gerçi sonra ziraat alsa ne geyik olur. ödül olarak tahıl verilir falan diye iyice iğrençleştirmiştik muhabbeti. işbank alsa kumbaradan ödül verir falan diye. şimdi adı ziraat türkiye kupası oldu hatta ZTK diyor insanlar. ben yine beğenmedim adını ama istikrar olacaksa ziraat bırakmayacaksa alışmaya başlıyacam.
manisa - bjk kupa maçı üzerine ben fazla konuşmak istemiyorum. daha yeni izledik zaten manisa - beşiktaş maçı. benzer maç olacaktır. tek farkı olabilir, beşiktaşın yaş ortalaması manisanın ortalamasına yakınsar. bu da arzuladığımız bi şey zaten. maç önü yazımda çok isteyince rüştüyü kalden çıkarıp korcan'ı oynatabildiğimi gördüm. şimdi bu sefer yine çok çok istiyorum ki necip oynasın, ama 90 dakika oynasın. bu necip ki kendisine birçok hoca lampard benzetmesi yaptığı dikine oynayıp kademeye girebilen bi yaşıtım. eskiden a2'de, paf'ta izlerdik kendisini, şimdi hem bjk tv kapatıldı, hem de adam a takım kadrosuna geçtiği için aylardır kendisini izleyemedik. inşallah bu akşam izleriz.
maç yorumum burada bitti. aklıma geldikçe eklerim belki. ama türkiyenin asıl meselesine gelelim:
fenerbahçe ve başkanları.
yine bir fener başkanı konuştu. yine 2 haftadır bi şekilde hatalar fener lehine olmaya başladı. ben kendi takımıma bakarım aslında beni bağlamaz, hatta trabzonu da oldum olası sevmem ama trabzon sitesinde yorumsuz diye yayınlanan fotoğrafı gelin biz yorumlayalım. maçın ilk dakikaları trabzon süper bi ara pasla gole gidecek ama ofsayt diyor durabileceği en iyi yerde duran yanhakem. maçta başka pozisyonlar da var tabi ama buna odaklandım ben. buyrun yorumlayın.
bu akşam ziraat türkiye kupası açılışı var. öncelikle hakanla aramızda türkiye kupası ilk olarak fortis ismini aldığında konuştuğumuz bir şeyi paylaşayım. diyoduk ki bu kupanın isim hakkını nasıl olur da ziraat veya işbankası almaz, nasıl olur da ismi bile türkçe olmayan fortis alır. gerçi sonra ziraat alsa ne geyik olur. ödül olarak tahıl verilir falan diye iyice iğrençleştirmiştik muhabbeti. işbank alsa kumbaradan ödül verir falan diye. şimdi adı ziraat türkiye kupası oldu hatta ZTK diyor insanlar. ben yine beğenmedim adını ama istikrar olacaksa ziraat bırakmayacaksa alışmaya başlıyacam.
manisa - bjk kupa maçı üzerine ben fazla konuşmak istemiyorum. daha yeni izledik zaten manisa - beşiktaş maçı. benzer maç olacaktır. tek farkı olabilir, beşiktaşın yaş ortalaması manisanın ortalamasına yakınsar. bu da arzuladığımız bi şey zaten. maç önü yazımda çok isteyince rüştüyü kalden çıkarıp korcan'ı oynatabildiğimi gördüm. şimdi bu sefer yine çok çok istiyorum ki necip oynasın, ama 90 dakika oynasın. bu necip ki kendisine birçok hoca lampard benzetmesi yaptığı dikine oynayıp kademeye girebilen bi yaşıtım. eskiden a2'de, paf'ta izlerdik kendisini, şimdi hem bjk tv kapatıldı, hem de adam a takım kadrosuna geçtiği için aylardır kendisini izleyemedik. inşallah bu akşam izleriz.
maç yorumum burada bitti. aklıma geldikçe eklerim belki. ama türkiyenin asıl meselesine gelelim:
fenerbahçe ve başkanları.
yine bir fener başkanı konuştu. yine 2 haftadır bi şekilde hatalar fener lehine olmaya başladı. ben kendi takımıma bakarım aslında beni bağlamaz, hatta trabzonu da oldum olası sevmem ama trabzon sitesinde yorumsuz diye yayınlanan fotoğrafı gelin biz yorumlayalım. maçın ilk dakikaları trabzon süper bi ara pasla gole gidecek ama ofsayt diyor durabileceği en iyi yerde duran yanhakem. maçta başka pozisyonlar da var tabi ama buna odaklandım ben. buyrun yorumlayın.
Etiketler:
Aziz Yıldırım,
Fenerbahçe,
serhat
20 Aralık 2009 Pazar
0
Lige ara verdik; madem öyle haydi seçime...
17 hafta geçti ama nasıl geçti gelin bir de bana sorun... ilk 6 hafta kabus, "takibinde 8 hafta" ölümüne 2 ay kalan bir insanın tüm isteklerinin yerine getirildiği o pembe panjurlu günler ve yeniden karabasan günleri...
İşin aslını sorarsanız, ben 5. ve 6. haftalarda artık lige havlu attığımızı bundan sonra düzelmeyeceğimizi düşünüyor ayrıca kendimi de her şeyde bir hayır vardır deyip Yıldırım Demirören'i kesin ve net olarak o koltuktan indiririz gibi hüs-ü kuruntularla avutuyordum. Mustafa denizli şapkasından çıkardığı tavşanı için sanırım Ankara maçında tuttuğu sihirli değneği sabitleyince 8 hafta son gaz taa Britanyalara kadar meydan okduk daa değneğin ayarı gene kaçınca, Diyarbakır, Manisa ve son olarak da uludağın gölgesini inönüye düşürdük. Hadi bakalım yeniden kabus günleri. Fakat Bursa maçını izleyen arkadaşlar beni çok iyi anlayacaktır. Aslında Bursa maçı Beşiktaşın ligin ilk yarısını özetleyen anafikir maçıydı. Durum 0-1 ilk 6 hafta, durum 2-1 sonraki 8 hafta, durum 2-3 son üç hafta. Vel hasıl dostlarım kabus geri geliyor. Geliyor diyorum; çünkü son umudum 3 Ocak ve seçimler eğer onu da tüpçü kazanırsa işte kabusun ortasında olacağım.
Tabi aslında bu kadar karamsar olmak da çok anlamlı değil. Lige ara verildi. Arada Nihat iyi bir kondisyon yüklemesi yapabilir, Delgado iyileşti. Gönderilecek adam(lar) belirlendikten sonra takıma gelecek yeni futbolcular olacak. Uçurumun kenarından dönmüştük ki, şimdi yoldayız sadece biraz geride bu demektir ki umutları kaybetmeye gerek yok. Gene de artık bu takımın başında bir zamanlar Bilgili'yi şimdi ceza verdirip de stada sokmadığı amigoları ayartıp istifaya zorlayan, insanları çıktıkları yolda istifa ederek yarı yolda bırakan, takımı kendisine alabildiğine borçlandırıp insanlar üzerinde maddiyata dayalı psikolojik baskı uygulayan, vizyonsuz misyonsuz Yıldırım Demirören'in gitmesini yürekten istiyorum...
Efendim yıktık perdeyi eyledik viraan, gidip sahibine haber verelim hemaan, sürç-ü lisan etti isek affola, tüm hayatınız neşeyle dola...
İşin aslını sorarsanız, ben 5. ve 6. haftalarda artık lige havlu attığımızı bundan sonra düzelmeyeceğimizi düşünüyor ayrıca kendimi de her şeyde bir hayır vardır deyip Yıldırım Demirören'i kesin ve net olarak o koltuktan indiririz gibi hüs-ü kuruntularla avutuyordum. Mustafa denizli şapkasından çıkardığı tavşanı için sanırım Ankara maçında tuttuğu sihirli değneği sabitleyince 8 hafta son gaz taa Britanyalara kadar meydan okduk daa değneğin ayarı gene kaçınca, Diyarbakır, Manisa ve son olarak da uludağın gölgesini inönüye düşürdük. Hadi bakalım yeniden kabus günleri. Fakat Bursa maçını izleyen arkadaşlar beni çok iyi anlayacaktır. Aslında Bursa maçı Beşiktaşın ligin ilk yarısını özetleyen anafikir maçıydı. Durum 0-1 ilk 6 hafta, durum 2-1 sonraki 8 hafta, durum 2-3 son üç hafta. Vel hasıl dostlarım kabus geri geliyor. Geliyor diyorum; çünkü son umudum 3 Ocak ve seçimler eğer onu da tüpçü kazanırsa işte kabusun ortasında olacağım.
Tabi aslında bu kadar karamsar olmak da çok anlamlı değil. Lige ara verildi. Arada Nihat iyi bir kondisyon yüklemesi yapabilir, Delgado iyileşti. Gönderilecek adam(lar) belirlendikten sonra takıma gelecek yeni futbolcular olacak. Uçurumun kenarından dönmüştük ki, şimdi yoldayız sadece biraz geride bu demektir ki umutları kaybetmeye gerek yok. Gene de artık bu takımın başında bir zamanlar Bilgili'yi şimdi ceza verdirip de stada sokmadığı amigoları ayartıp istifaya zorlayan, insanları çıktıkları yolda istifa ederek yarı yolda bırakan, takımı kendisine alabildiğine borçlandırıp insanlar üzerinde maddiyata dayalı psikolojik baskı uygulayan, vizyonsuz misyonsuz Yıldırım Demirören'in gitmesini yürekten istiyorum...
Efendim yıktık perdeyi eyledik viraan, gidip sahibine haber verelim hemaan, sürç-ü lisan etti isek affola, tüm hayatınız neşeyle dola...
Etiketler:
efebey
18 Aralık 2009 Cuma
0
ferrarisi sakatlanan bilge
kazanabilirdik, berabere de kalabilirdik, kaybettik.
10 haftalık aradan sonra alınan bir lig mağlubiyeti ile selamlar. ilk yarısını radyodan dinleyip, ancak ikinci yarısını izlediğim için maç ile ilgili çok fazla konuşmamaya çalışacağım.
bir önceki yazımda nasıl bi gönülden dilediysem artık sahada bir korcan gördük. rüştü amca sakatlanarak oyundan çıktı. korcan iki gol yedi ancak güzel bir kaç kurtarış yaptı. yediği iki gol de kalecilerin yapacağı bi şey olmayan gollerdendi.
mustafa hoca kadroda pek şaşırtmasa da değişikliklerle bizi şaşırtarak normal perfonmasına döndü. 2-1 öndeyken defanstan oyuncunun çıktığı, yerine yusuf'un girdiği bi maç oldu. ben maç içerisinde mustafa denizli'nin tavşanı olarak toraman'ı görüyordum ki asıl tavşan yusufmuş meğer.
aslında çok da bi şey söylenemeyecek bir maç oldu bence. attığımız ilk golde tello'nun hakemi kenara çekerek kullandığı atış ile olmayan penaltı birleşince "kamuoyu"nca zaten hakeden taraf olamayacaktık. bursa'nın hocası olsun, futbolcuları olsun elbette ki aşırı konsantre oynadılar. olacak tabi.
zapo sana da soruyorum: düşmanın mıyız lan biz? duygusalız oğlum neden bu kadar abartılı seviniyosun. git bi beşiktaşa gol atan beşiktaşlıları izle, ilhan'ı falan izle, bi şeyler öğren. bonservisin bizde hala.
ben maçın sonucu olarak tek bi şey görüyorum: ferrari. onsuz beş dakikaya bile tahammülüm yok artık.
10 haftalık aradan sonra alınan bir lig mağlubiyeti ile selamlar. ilk yarısını radyodan dinleyip, ancak ikinci yarısını izlediğim için maç ile ilgili çok fazla konuşmamaya çalışacağım.
bir önceki yazımda nasıl bi gönülden dilediysem artık sahada bir korcan gördük. rüştü amca sakatlanarak oyundan çıktı. korcan iki gol yedi ancak güzel bir kaç kurtarış yaptı. yediği iki gol de kalecilerin yapacağı bi şey olmayan gollerdendi.
mustafa hoca kadroda pek şaşırtmasa da değişikliklerle bizi şaşırtarak normal perfonmasına döndü. 2-1 öndeyken defanstan oyuncunun çıktığı, yerine yusuf'un girdiği bi maç oldu. ben maç içerisinde mustafa denizli'nin tavşanı olarak toraman'ı görüyordum ki asıl tavşan yusufmuş meğer.
aslında çok da bi şey söylenemeyecek bir maç oldu bence. attığımız ilk golde tello'nun hakemi kenara çekerek kullandığı atış ile olmayan penaltı birleşince "kamuoyu"nca zaten hakeden taraf olamayacaktık. bursa'nın hocası olsun, futbolcuları olsun elbette ki aşırı konsantre oynadılar. olacak tabi.
zapo sana da soruyorum: düşmanın mıyız lan biz? duygusalız oğlum neden bu kadar abartılı seviniyosun. git bi beşiktaşa gol atan beşiktaşlıları izle, ilhan'ı falan izle, bi şeyler öğren. bonservisin bizde hala.
ben maçın sonucu olarak tek bi şey görüyorum: ferrari. onsuz beş dakikaya bile tahammülüm yok artık.
17 Aralık 2009 Perşembe
0
Biz inanıyoruz başladık. Siz hala yoksunuz. E hadi...
Hayırlı uğurlu olsuunn... Bence çok güzel oldu... Artık kim vardı demeyeceğiz şampiyonluğu kutlamaya hazırlandığımız günlerde, bugün maçı şurda izleyelim haber verelim arkadaşlara dediğimizde nerden nasıl demeyeceğiz. Ben çok mutluyum her şeyden önce kim var kim yok göreceğiz burda...
Herkes maç yorumuyla başlamış ben pek anlamam futboldan!!! O yüzden ben futbolun insanları nasıl dost ettiğini anlatayım başımızdan geçen bir olayla. Bilirsiniz Bucak'ta neredeyse herkes birbirini tanır tanımasa da birbirine göz aşinalığı vardır. Sene geçen sene neredeyse sezonun tüm maçlarını izledik Serhat'la. Tabi maçları Öğretmenevinde izliyoruz. İki seneyi aşkın süredir oradayız. Yaş ortlaması genelde yüksek, Beşiktaşlı öğretmenlerimizle birlikte maçlarımızı her hafta düzenli izliyoruz. Derbi maçlar ve son haftalardaki aynı saatte oynanan maçlar hariç ben 10 kişiyi geçen bir taraftar topluluğu hatırlamıyorum. Ancak bu on kişi kesinlikle her hafta maça gelen ve geldiğinde de maçı aynı yerden izleyen kişiler. (biz de aynı) Neyse efendim, genelde herkes birbirini tanıyor ama tanımadığımız bir hocamız var. Bilmem kaç hafta adını bilmeden onca sohbet ettik, kendimizce yorumlar yaptık birlikte. Tanımadık birbirimizi kimdir nasıl düşünür, bilmedik. O da bizi tabi. Maça gelen arkadaşlardık onun için biz, o da bizim için tabi. Bizi bu kadar birleştiren ya da ortak paydada buluşturan bir bağ vardı. Her gol attığımızda ayağa fırlayıp çak yaptığımız, tanımadığımız biriydi işte. Ama biz onu, o da bizi sevmişti. Çünkü bizi birbirimize bağlayan siyah beyaz bir ip vardı. Hem de, yağmur yağsa da, fırtına çıksa da, ortalık yangın yeri olsa da kopmayacak bir ip.
Bu nedenledir ki birçok insanın anlamak istemediği bir paylaşım bu. Bu paylaşımın içinde olmaktan, burda olmaktan, mutluyum. Artık bu paylaşımı burda ve daha anlaşılır bir şekilde yapacak olmamız beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Emeğine sağlık kardeşim... Umarım daha da güzel günler göreceğiz; çünkü biz inanıyoruz. Mavilikler bizleri bekliyor.
Herkes maç yorumuyla başlamış ben pek anlamam futboldan!!! O yüzden ben futbolun insanları nasıl dost ettiğini anlatayım başımızdan geçen bir olayla. Bilirsiniz Bucak'ta neredeyse herkes birbirini tanır tanımasa da birbirine göz aşinalığı vardır. Sene geçen sene neredeyse sezonun tüm maçlarını izledik Serhat'la. Tabi maçları Öğretmenevinde izliyoruz. İki seneyi aşkın süredir oradayız. Yaş ortlaması genelde yüksek, Beşiktaşlı öğretmenlerimizle birlikte maçlarımızı her hafta düzenli izliyoruz. Derbi maçlar ve son haftalardaki aynı saatte oynanan maçlar hariç ben 10 kişiyi geçen bir taraftar topluluğu hatırlamıyorum. Ancak bu on kişi kesinlikle her hafta maça gelen ve geldiğinde de maçı aynı yerden izleyen kişiler. (biz de aynı) Neyse efendim, genelde herkes birbirini tanıyor ama tanımadığımız bir hocamız var. Bilmem kaç hafta adını bilmeden onca sohbet ettik, kendimizce yorumlar yaptık birlikte. Tanımadık birbirimizi kimdir nasıl düşünür, bilmedik. O da bizi tabi. Maça gelen arkadaşlardık onun için biz, o da bizim için tabi. Bizi bu kadar birleştiren ya da ortak paydada buluşturan bir bağ vardı. Her gol attığımızda ayağa fırlayıp çak yaptığımız, tanımadığımız biriydi işte. Ama biz onu, o da bizi sevmişti. Çünkü bizi birbirimize bağlayan siyah beyaz bir ip vardı. Hem de, yağmur yağsa da, fırtına çıksa da, ortalık yangın yeri olsa da kopmayacak bir ip.
Bu nedenledir ki birçok insanın anlamak istemediği bir paylaşım bu. Bu paylaşımın içinde olmaktan, burda olmaktan, mutluyum. Artık bu paylaşımı burda ve daha anlaşılır bir şekilde yapacak olmamız beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Emeğine sağlık kardeşim... Umarım daha da güzel günler göreceğiz; çünkü biz inanıyoruz. Mavilikler bizleri bekliyor.
Etiketler:
efebey
ikinci yarı
renkdaşlarım, yarınki bursa maçı hakkında akını okudum. katılmıyor değilim ancak çok da umursamıyorum aslında. çünkü benim için ligin ilk yarısı artık bitti. yani biz kaybetsek ve rakiplerimiz kazansa da bir şey olmaz. ki zaten ben ilk yarı lider bitirmek de istemem, tövbeliyim. ilk yarı hakkında rakamlara dayalı bir analiz yarın akşamki maçın ardından mutlaka yapılır. o apayrı bir konu.
benim 2 meselem var şu an. birincisi gönderilecek olan yabancı oyuncu. ikincisi de takımın birinci kalecisi. hiç kimselerin konuşmadığı konu olan kaleci konusuyla başlayalım.
86 doğumlu biri olarak takımda iyi kaleyciydi diye hatırladığın kaleciler kim diye sorsalar çok fazla isim sayamam. yani aumann'ı hayal meyal hatırlıyorum. ama o kadar sadece ismini ve şapkasını hatırlıyorum. sonrası büyük boşluk. fazla şans bulamayan asper bence iyi bi kaleci olabilirdi, ama sadece olabilirdi diyorum çünkü olamadı. asper'in kariyer olarak pik yaptığı takım beşiktaştı zaten. bi de malmö de oynamış o takımı da beşiktaşlılar olarak iyi şekilde hatırlarız zaten. bir de cordoba diyebiliriz ki benim jenerasyonum için beşiktaş formasıyla izlediğimiz en düzgün kaleciydi.
o kadar. zorladım kendimi anca 3 kaleci biliyorum geçmişe ait. bugüne bakalım; rüştü, hakan ve koray. ben hayatım boyunc rüştüye ısınamadım. zaten bu fener devşirmelerine her zaman mesafeli olmuşumdur, veya modern deyişiyle profesyonel olamamışımdır bu konuda.
konuyu aşırı dağıttığım için toparlıyorum, ilk başta dediğim sıkıntım bu. ikinci yarıda beşiktaşın birinci kalecisi hala rüştü mü olacak? yani önemli maçlarda işe yarıyormuş rüştü tecrübeliymiş. manchester'ın aldığımız 3 puan onundur. ee başka? bu kadar. galatasaray maçında kornerden gol yiyen de bu adamdı. ben şahsen bıktım artık spikerlerin yapma rüştü demesinden, her yan topta allah diye yerimden fırlamaktan. hakan birinci kalecimiz olsun, koray da ikinci kaleci olsun. yani bakın masraf da çıkarmıyorum. korayı ne biliyosunuz derken genç takımlarda maçlarını izlemişliğim var, o günlerden kadroya gireceğini tahmin etmiştik.
ve asıl beşiktaşın yeni yılın başında başını ağrıtacak konuya. yabancı konusu. hangi yabancı gitmeli? bunla ilgili bir anket de hazırladım zaten. ama bir bakalım önce kim bu yabancılar:
*matteo ferrari
*tomas sivok
*fabian ernst
*mihael fink
*rodrigo barbosa tabata
*matias emilio delgado
*rodrigo alvaro tello
*deivson rogerio da silva (bobo)
*filip holosko
bilmeyenler için belirtelim en fazla 8 yabancı bulanabilir bir turkcell süper lig a takım genel kadrosunda. ki bunların 8'i de aynı anda oynamaz 6+2 şeklinde abes bir de kural var ama o da yine ayrı bir gündem.
gelelim kim gitsin sorusunun cevabına. soru zor olduğu için şıkları eleyerek gidelim. kesinlikle gitmeyecek olanlara bakalım. bir kere hiç düşünmeden defans ve defansif orta sahayı bozmamak lazım. yani ferrai, sivok, fink ve ersnt banko kalır ve oynar.
boboyu satmam. holosko sağ kanatta süper iş yapar, hele ki rakibi serdar özkan ve nihat ise. (nihat'ı mustafa hoca orada oynatıyor benim bi günahım yok)
bu durumda tabata, tello, delgado dan biri gidecek ki zaten medya da orayı buraya indirgedi sayılır. işin aslı tabata hakkında çok fazla yorum yapamam, adama nihat kadar şans verilseydi bugün bütün türkiye onu konuşuyor olabilirdi. bilemiyoruz. kaliteli ama tutar mı bilemiyoruz işte. delgado bu takımda kaptanlık yapmış, adam gibi adamdır ve kalmalıdır. bu durumda bana göre gidecek kişi artık misyonunu tamamlamış olan ve dalgalı performansıyla çok uzun zamandır sıtkımın sıyrılmış olduğu tellodur. ama tabi bu yazı tamamen duygusaldır ve özellikle delgoda ve holoskoya torpilli yaklaşım içerir.
tello git artık.
Etiketler:
serhat
16 Aralık 2009 Çarşamba
0
Bursa maçı ve sitemizin ilk adımları
Bu ilk yazımla birlikte hepinize sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Malum sezonun ilk yarısı bu son hafta mücadelesi ile son bulacak. Bursaspor ile zorlu bir karşılaşma yapacağız. Sonda söyleyeceğimi şimdiden söylüyorum bu maçı kazanırız.
- Nihat oynamazsa ya da oynar ve eski günlerden bir şeyler hatırlatacak kadar güzel bir oyun sergilerse,
- Tek forvet Bobo yeterli olacaktır ama şutlarında isabeti yakalayabilen bir FİNK bu maçın gollerine adını yazdıracak bir diğer oyuncu olabilirse,
- Defansımız bugüne kadar sergilediği performansı birden alt düzeylere indirmezse,
bu maç tahminimizden daha kolay geçebilir. Bu maçın kolay geçeceği anlamına gelmiyorsa da Bursaspor un, teknik direktörü Ertuğrul Sağlam Mustfa Denizli kadar tecrübeli olmaması ve çok önemli oyuncularının birçoğunun Beşiktaştan ayrılan isimler olduğunu düşünürsek şu anki kadromuz Bursaspor un çok üstünde bir kalitede. Umarım beklentilerimde yanılmam ve ligin ilk yarısında güzel bir maç izleyerek sezonun ikinci yarısını gönül rahatlığıyla bekleriz.
Sitemizin Bucak çapında bir ilk olduğunu düşünüyorum. Facebook taki grupları çok umursamıyorum açıkçası. O grupları sadece sitemizin reklamı için kullanabiliriz. Bu site Bucak taki Beşiktaşlılık bilincine yeni bir soluk getirecektir umarım. Hep aklımızda olan "her yerde var Bucak ta neden taraftar derneği yok" sorusuna cevap verebilmek adına bu site bir TOHUM sanki. Umarım bütün Bucaklı Beşiktaş taraftarını zaman içide bu sitenin bir parçası olarak görebiliriz.
Ben maçları genelde Şöförler Kıraathanesinde izlemeyi tercih ediyorum. Sayanora nın kafes gibi daraltılan bölümünde çok çaba sarfettim maçlarımızı izlemek adına ama yoruldum. Hep bize hissettirilen 3. büyüklük! yakıştırmasını kabullenmesem de çok küçük bir alanda maç izlemeye zorlandıkça bir tepki olarak sayanora ya gitmekten vazgeçtim. Evinde izleyen öğretmen evine giden vb gibi yerlerde maç izlemeyi tercih edenler de vardır mutlaka ama ben tercihimi KAHVEDE MAÇ SEYRETMEK ten yana kullanıyorum. Şöförler e gelirseniz beraber maç seyretmekten büyük keyif duyarım.
H. Akın Kart
Not : Bazı bölümlerde üşengeçlikten kaynaklanan noktalama işaretleri kullanılmamıştır. Bu kadar yazmaya üşenmeyip de neden noktalama kullanmadığımın bir izahatı yoktur. Şoförler yazılsa da Şöförler yazmayı tercih ettiğimi de belirtmek isterim.
Malum sezonun ilk yarısı bu son hafta mücadelesi ile son bulacak. Bursaspor ile zorlu bir karşılaşma yapacağız. Sonda söyleyeceğimi şimdiden söylüyorum bu maçı kazanırız.
- Nihat oynamazsa ya da oynar ve eski günlerden bir şeyler hatırlatacak kadar güzel bir oyun sergilerse,
- Tek forvet Bobo yeterli olacaktır ama şutlarında isabeti yakalayabilen bir FİNK bu maçın gollerine adını yazdıracak bir diğer oyuncu olabilirse,
- Defansımız bugüne kadar sergilediği performansı birden alt düzeylere indirmezse,
bu maç tahminimizden daha kolay geçebilir. Bu maçın kolay geçeceği anlamına gelmiyorsa da Bursaspor un, teknik direktörü Ertuğrul Sağlam Mustfa Denizli kadar tecrübeli olmaması ve çok önemli oyuncularının birçoğunun Beşiktaştan ayrılan isimler olduğunu düşünürsek şu anki kadromuz Bursaspor un çok üstünde bir kalitede. Umarım beklentilerimde yanılmam ve ligin ilk yarısında güzel bir maç izleyerek sezonun ikinci yarısını gönül rahatlığıyla bekleriz.
Sitemizin Bucak çapında bir ilk olduğunu düşünüyorum. Facebook taki grupları çok umursamıyorum açıkçası. O grupları sadece sitemizin reklamı için kullanabiliriz. Bu site Bucak taki Beşiktaşlılık bilincine yeni bir soluk getirecektir umarım. Hep aklımızda olan "her yerde var Bucak ta neden taraftar derneği yok" sorusuna cevap verebilmek adına bu site bir TOHUM sanki. Umarım bütün Bucaklı Beşiktaş taraftarını zaman içide bu sitenin bir parçası olarak görebiliriz.
Ben maçları genelde Şöförler Kıraathanesinde izlemeyi tercih ediyorum. Sayanora nın kafes gibi daraltılan bölümünde çok çaba sarfettim maçlarımızı izlemek adına ama yoruldum. Hep bize hissettirilen 3. büyüklük! yakıştırmasını kabullenmesem de çok küçük bir alanda maç izlemeye zorlandıkça bir tepki olarak sayanora ya gitmekten vazgeçtim. Evinde izleyen öğretmen evine giden vb gibi yerlerde maç izlemeyi tercih edenler de vardır mutlaka ama ben tercihimi KAHVEDE MAÇ SEYRETMEK ten yana kullanıyorum. Şöförler e gelirseniz beraber maç seyretmekten büyük keyif duyarım.
H. Akın Kart
Not : Bazı bölümlerde üşengeçlikten kaynaklanan noktalama işaretleri kullanılmamıştır. Bu kadar yazmaya üşenmeyip de neden noktalama kullanmadığımın bir izahatı yoktur. Şoförler yazılsa da Şöförler yazmayı tercih ettiğimi de belirtmek isterim.
15 Aralık 2009 Salı
0
Hoşgeldiniz
beşiktaşlı hemşehrilerim hoşgeldiniz.
çok kısa bir şekilde neden böyle bir oluşuma gittiğimizden bahsedelim. beşiktaşlılar olarak her zaman melankolik bir tavırda oluyoruz biliyorsonuz, her maç son dakika hüsranlar, her turnuva son maçla elenmeler...
böyle bir kültürle ve sevdayla büyüdüğümüzden anlatacak da çok şeyimiz olacağına inanıyorum. beşiktaşlılık kümesinin bucaklılık kümesiyle kesiştiği noktada bu blog başlıyor. elbette ki dünyanın en orijinal fikri değil ama anlatmak ve böylece dertlermin bir kısmını üzerimden atmak istiyorum. ve tam tersinin olacağı nice günde, yani ben burdan siyaah diye seslendiğimde beyaaaz diyecek kişilerin olacağını bilmek istiyorum.
SİTEDE YAZI YAZMAK:
-Tüm ziyaretçiler, (Saygı çerçevesi dahilinde), istedikleri yazıya yorum getirebilirler.
-Yoruma ek olarak kendileri yazı yazmak isteyen ziyaretçiler eğer Beşiktaş'lı iseler ve bir şekilde Bucak'la bağlantıları varsa syerat@gmail.com adresinden benimle irtibata geçebilir.
-Yazarların sürekli teknik analiz yapması, futbolcu veya taktik yorumlarda bulunması gibi bir şey beklenmez ve hatta istenmez de. Beşiktaşla ilgili olan her şeyle ilgili yazılar yazılabilir.
çok kısa bir şekilde neden böyle bir oluşuma gittiğimizden bahsedelim. beşiktaşlılar olarak her zaman melankolik bir tavırda oluyoruz biliyorsonuz, her maç son dakika hüsranlar, her turnuva son maçla elenmeler...
böyle bir kültürle ve sevdayla büyüdüğümüzden anlatacak da çok şeyimiz olacağına inanıyorum. beşiktaşlılık kümesinin bucaklılık kümesiyle kesiştiği noktada bu blog başlıyor. elbette ki dünyanın en orijinal fikri değil ama anlatmak ve böylece dertlermin bir kısmını üzerimden atmak istiyorum. ve tam tersinin olacağı nice günde, yani ben burdan siyaah diye seslendiğimde beyaaaz diyecek kişilerin olacağını bilmek istiyorum.
SİTEDE YAZI YAZMAK:
-Tüm ziyaretçiler, (Saygı çerçevesi dahilinde), istedikleri yazıya yorum getirebilirler.
-Yoruma ek olarak kendileri yazı yazmak isteyen ziyaretçiler eğer Beşiktaş'lı iseler ve bir şekilde Bucak'la bağlantıları varsa syerat@gmail.com adresinden benimle irtibata geçebilir.
-Yazarların sürekli teknik analiz yapması, futbolcu veya taktik yorumlarda bulunması gibi bir şey beklenmez ve hatta istenmez de. Beşiktaşla ilgili olan her şeyle ilgili yazılar yazılabilir.
Etiketler:
serhat
14 Aralık 2009 Pazartesi
0
Bucaklı kartallar
Bucaklı kartallar olarak oluşturulacak bu blogta, beşiktaşa ilişkin tüm duygularımız olacak.
aramıza katılmak ve burada yazılarını yayınlamak için
syerat@gmail.com adresinden veya facebook bucaklıbeşiktaşlılar grubundan bize ulaşın...
aramıza katılmak ve burada yazılarını yayınlamak için
syerat@gmail.com adresinden veya facebook bucaklıbeşiktaşlılar grubundan bize ulaşın...
Etiketler:
serhat




