İtiraz ediyorum sayın yargıç! Hayır kupadan elenmek gerçekten problem değil, aslanlar gibi oynarsın, 3-5 tane gol pozisyonun olur, oynadık ama kazanamadık dersin. Bizim elimizde ne var? Zevksiz, heyecansız ve sıkıcı bir futbol, kazanma arzusunu yitirmiş futbolcular, motivasyonsuz teknik direktör, seçim gezilerinde olan ve yalandan hala ölmeyen bir başkan... Sanki grupta lideriz, sonuç ne olursa olsun havasındayız. Oyuncu değişiklikleri yapılıyor, Serdar Özkan, Nobre ve Nihat giriyor, hiç birisi de insanda heyecan yaratmıyor, zaten sonuç da değişmiyor. Doktor bizim takıma ne yersen ye, nasıl oynarsan oyna demiş, durum o kadar umutsuz yani.
Tamam Beşiktaşlı kalenderdir, çile çekmeye alışkındır ama özellikle son zamanlarda çektiğimiz eziyet de hangi insan evladına revadır? Burada salt sportif başarıdan söz edilmiyor tabii ki, Beşiktaş kulübünün negatif ve sevimsiz imajıdır söz konusu olan. Bu başkan sayesinde hepimiz derviş olduk. Tebrizli Şems bugün yaşasaydı kesin Beşiktaşlı olurdu! Ama çekilen acının da bir sınırı var, Beşiktaşlı’nın da bir istiap haddi var, yüzümüzün güleceği günler yakın (mı acaba?)
Bir Beşiktaşlı takımından ne bekler? Valla ben önce pozitif ve göze hoş gelen, seyretmekten keyif alınan bir futbol bekliyorum (Bu sezon bir Trabzon, bir de Fener maçında keyif aldım, başka var mıydı?) 3 gol yediğimiz zaman bile 4 atabilecek bir takım istiyorum. Fair play istiyorum, kazanmak için her şeyin mübah olduğu makyavelist felsefe istemiyorum, kaybedilen her maç sonrası hakeme çamur atmak yerine kardeşim kötü oynadık yenilgiyi hak ettik densin istiyorum (kısaca Fener’in aksini istiyormuşum meğer) Beşiktaş eskisi gibi alt yapıdan yetiştirdiği futbolcularla nam salsın, milli takımdaki Beşiktaşlılar Nihat'la Rüştü’den ibaret olmasın, kadroda en az 5-6 Beşiktaşlı olsun istiyorum. Temiz tribün istiyorum, İnönü çıkan olaylarla değil sadece en yaratıcı, en coşkulu taraftarıyla bilinsin istiyorum.
Allahım duy sesimi..
19 Ocak 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları
3 yorum:
şu günlerde her şeyi başkana bağlıyorum ama, gerçekten de çok kişinin özlemi "futbol" oynayan bi takım... şimdi y.d çıkıp diyo da 6 yılda 4 kupa aldım (3 TR+1 lig sanırım) işte bu o kadar da önemli değil (bence).
kupaya önem versem beşiktaşlı değil galatasaraylı olurdum. ben o duruşa hasta oldum.
doğruluğu bilmem ama anlatılan bi hikaye vardır ve bence beşiktaş budur. Ne ister sorusunun cevabı da budur:
"baba hakkının meşhur volelerinden birisi, zımba gibi girer kaleye ve yırtık ağlardan çıkar. olayı tam süzemeyen yan hakem (müjdat gezen'in babası necdet gezen) aut veriyor. taraftar mağlup durumda olmanın da verdiği hışımla sahaya inmek üzere, küfürler sahaya atılan maddeler... baba, bakıyor ki durum karışacak, gidiyo tribün önüne susun lan diyo. neyse maç bi şekilde tamamlanıyor ancak yan hakem tek başına stad dışına çıkar çıkmaz linç edilecek. bunu gören baba, buluyo necdet hakemi alıyo yanına kalabalık içinden çıkarıp evine kadar eşlik ediyo."
Başka bi yerde bi kardeşimiz şöyle bi yorum yapmış :
Besiktas'liliik, Besiktas'li olmak, Besiktasi yensede yenilsede sevmektir sevinmek icn sevmemektir..Her seyi goze almaktir Besiktas'lilik anlatilmaz yasanirr. x)) olumle yasami ayiran cizgi siyahla beyazi ayiramayacagi gibi bizleride Besiktas'tan ayiramazz.
Bu yorumun altına imzamı atarım fakat son zamanlarda bu sevgiye layık olan takımımız ve yönetimimizin yaptıklarına bakınca isyan bayraklarını açasım geliyor. Sabır diyorum başka birsey demiyorum.
Ligde anadolu klublerinin bile transfer politikası ve yönetimi bu büyük takımdan daha iyi. Nasıl oluyorda bu takım bu şekilde yönetiliyor anlamıyorum. Sen Beşiktaşsın Beşiktaş........... Tek umudum 31 Ocak..
31 ocak'da yıldrım giderse çalsın davullar ama, aksu geldi diye de davullar çalınmaz..napcaz bilemiyorum...
Yorum Gönder